• Dünya Engelliler Haftasının Ardından
      İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Türkan Bağlı, yeni yazısı ile sizlerle...
    • Dünya Engelliler Haftasının Ardından
      17.05.2026 - 08:16 | Güncelleme:17.05.2026 - 08:16

      Yıllar önce Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde bir üniversite öğrencisiyken, bir panelde konuşmacı olmuştum. Zannediyorum ki, ilk tecrübemdi. Panel, görme engellilerle ilgiliydi. Panelin diğer konuşmacıları da benim gibi Ankara Üniversitesi öğrencileriydi. Birisi Hukuk, bir başkası da İletişim Fakültesi’ndendi. Galiba bir kişi de Tıp Fakültesi öğrencisiydi. Her birimiz kendi alanlarımız açısından görme engellilerle ilgili konuşmalar yapmıştık. Diğer arkadaşlarınki ne oldu bilmem ama, benim konuşmam kısa bir yazı olarak Ankara Üniversitesi Özel Eğitim Dergisi’nde yayınlandı. Basit de olsa, akademik yayınlarımın ilki olmuş oldu. 

      Yukarıda bahsettiğim panelde dilim döndüğünce anlattıklarıma, tecrübelerim de eşlik etmiş olmalı. Zira bir sınıf arkadaşımız görmüyordu ve biz aynı eğitim ortamını onunla paylaşıyorduk, onun deneyimlerini gözlemliyor, yaşadıklarına şahitlik ediyorduk. Arkadaşımızın, Braille alfabesi yazma aracı ile ders sırasında not tutarken çıkardığı ritmik ses, derslerimizin işitsel atmosferinin bir parçasıydı. Doğuştan görmeyen arkadaşımız, duayen hocalarımızın birinin bir derste ifade ettiği gibi, akademik açıdan son derecede yetenekliydi. Sosyal olarak da, aramızda ve etkindi. Bizim görerek algıladığımız günlük şeyleri ona tarif ederdik yahut o eliyle yoklayarak fikir yürütürdü. Birimizin yeni aldığı yüzüğü ona göstermesi ve onun da değerlendirmesi sık sık aklıma gelir. 

      Günlük hayatımız içinde bizden farklı özellikleri olan bireylerin bulunmasının, perspektif alma ve empati kurma gibi son derece değerli iki bilişsel ve duyuşsal beceriye sürekli bir katkıda bulunduğu çok açık. Etrafımızda farklı bireyler varsa bu becerileri kazanmak için daha avantajlı bir durumdayız demektir. 

      Bir başka konu daha var: Eğitim ve politika literatüründeki “kapsayıcılık” kavramı üzerinde keşke tekrar düşünsek ve bu kavramın eksik taraflarını farketsek! Çünkü aslında burada sözkonusu olan şey, tek taraflı değil, çift taraflı yani karşılıklı bir yararla ilgili. Bu bakımdan birilerinin “kapsayan”, diğerleri de “kapsanan” olarak algılanabileceği “kapsayıcılık” kavramı ile ilgili zihnimde tereddütler var.  

      Aynı şekilde, bizim engel dediğimiz, norm dışındaki özellikleri gösteren bireylerle ilgili bilgi ve anlayışımızı artırmak, onlardan çok ve onlardan önce bizim için gerekli; bu, asıl bizim için zenginleştirici ve ufuk açıcı. Farkındalık, daha ziyade bir borcun ödenmesi gibi algılansa da, aslında anlayışımızın yükselmesi, iç dünyamızın büyümesi ve genişlemesi mânâsına geliyor. Kendimiz ve başkalarının hayatını kolaylaştırmak ve varlıklarını güçlendirmek için yapılabilecekler konusunda ilham veriyor. Mesela 2000’li yılların başında çeşitli engel gruplarından bireylerden oluşan İngiliz Dans Topluluğu Candoco’nun Ankara’da Büyük Tiyatro’daki gösterisinin, görmeyen bireyler için yapılan betimlemeli anlatımını, dağıtılan kulaklıklardan birini meraktan alarak dinlemiş ve çok etkilenmiştim. Demek ki, problemlerin üzerine istek, irade, itina ve ısrarla gidince farklı perspektifler ve çözüm alanları oluşuyor diye düşünmüştüm. 

      Voleybolda da son birkaç yıldır bu konuda bazı teşebbüsler olduğunu görüyor ve memnuniyet duyuyoruz. Görmeyen bireylerin, salonda maç izleme deneyimlerini zenginleştirmek üzere gittikçe artan bir örgütlenme ile betimlemeli maç anlatımları yapılmakta olduğuna şahitlik ediyoruz. Daha önce 2024’de İstanbul’da VakıfBank’ın Calcit Kamnik ile yaptığı CEV Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında, 2025 FIVB Voleybol Milletler Ligi’nin İstanbul’da düzenlenen ayağında, yine geçen sene 8 Ekim’de Şampiyonlar Kupası maçında, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne tesadüf eden Zerenspor - ŁKS Commercecon Łodz karşılaşmasında ve bu yıl 25 Mart’ta Axa Sigorta Kadınlar Kupa Voley Finalinde bu güzel faaliyetin yapıldığını gördük. Bu iş doğal olarak ciddi bir planlama ve hazırlık gerektiriyor. Bu anlamlı ve değerli organizasyona emekleri ile dahil olanları ve son zamanlardaki çalışmaları birkaç ay önce kurulan Instagram hesabından (@volleyvoicetr) takip etmek mümkün. Bu geniş ekibin üyelerini tek tek saymam mümkün değil ama içlerinde voleybol maçlarındaki anlatımlarından tanıdığımız bir profesyonel olan Nihan Cabbaroğlu’nu, profesyonellerin gönüllü çalışmalara katılımının ne kadar önemli olduğunu vurgulamak bakımından anmadan geçmek istemem.
      Türkiye Voleybol Federasyonu’nun bu türden çalışmalarına desteğinin de artmasıyla voleybolu seven görme engelli bireylerin voleybol salonlarındaki varlığının sürekli olacağına inanıyorum. Henüz geride bıraktığımız Dünya Engelliler Haftası’nın ardından bir sonraki seneye kadar bu konuda nice olumlu gelişmeler olmasını diliyorum.

       

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Voleybol Aktuel hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.