Yakın bir arkadaşımın kızı geçen gün beni arıyor: “Bizim Güneş, arıza çıkartıyor; voleybol maçına gitmek istiyormuş. Sen biliyor musun, şu ara gidebileceğimiz bir maç var mı? Biz voleybol maçı istiyoruz!”
Güneş, bu yıl Kasım ayında üç yaşını dolduracak. Hollanda’da yaşıyorlar; yaz tatili için şu anda Türkiye’deler. Bu yaz Voleybol Milletler Ligi’nde Türkiye-İtalya maçını Hollanda’da salondan izlemiş ve çok zevk almış. Bana da videolarını, fotoğraflarını göndermişler: Maç için kırmızı-beyaz giyinip gitmişler. Küçük kızın yüzünde güller açıyor, neşe ve coşkuyla bağırıyor, hopluyor, zıplıyor! Beş sete uzayan ve iki buçuk saat kadar süren maç boyunca bu coşkusundan da hiçbir şey kaybetmemiş.
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için Milli Takımlarımızın çeşitli şampiyonalar vesilesiyle bulundukları ülkeye gelmelerinin ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu tahmin etmek zor değil. Milli duygular böyle ortamlarda büyük bir coşku ile yaşanıyor, memleket hasreti belki bir nebze dindiriliyor.
Özellikle Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerdeki yoğun Türk nüfusu dolayısıyla, maç zamanları salonlar adeta küçük bir Türkiye’ye dönüşüyor. Öte yandan buradaki vatandaşlarımızın, çocukları için bu maçları çok özel ortamlar olarak gördüklerini de biliyoruz. İnsanlarımız çocuklarının Milli heyecanı yaşaması için böyle zamanları fırsat biliyorlar ve bilet arayışında bilhassa çocuklarını ön plana alıyorlar. Oralarda Milli maçlar, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi ama elbette buradakinden biraz daha fazla ve farklı bir anlama sahip. Neresinden baksanız Avrupa’daki siyasi gelişmeler ve yeni iktidarlar, yabancıların kucaklandığı ve gerçek anlamda eşit muameleye tâbi tutulduğu bir zemini çok da kolaylaştırmıyor. Vatan ve bayrak sevgisini ve birlik duygusunu birlikte hissetmek ve ifade etmek için Milli maçlar adeta bir eğitim ortamı anlamı taşıyor.
Küçük Güneş’in annesinin sorduğu soruyla yeni neslin ve yeni ebeveynlerin voleybolla ilgili taleplerinin artacağı ve çeşitleneceğine dair bir fikir edinmiş oluyorum. Bu “yeni” nesil ve ebeveynleri, sadece Türkiye’de yerleşik kişilerle de sınırlandırmamak gerekiyor. Voleybolun taşıdığı potansiyelle ilgili olarak çok boyutlu düşünmek ve projeler geliştirmek elzem.
Tayland’daki Dünya Şampiyonası’nda son 16’ya kalan Filenin Sultanları’nın, ekran başında Güneş gibi birçok küçük destekçisi olacağını tahmin ediyorum. Bangkok’tan güzel haberler bekliyoruz!
"Bu vesileyle 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyor, birlik ve beraberlik içinde milletçe idrak edeceğimiz nice bayramlar diliyorum. Şehit ve gazilerimizin ruhu şâd olsun."
Yorum Yazın