• Melike Türkan Bağlı
      Melike Türkan Bağlı

      Derbiye Yakışan Taraftar ile Hiç Yakışmayan Taraftar

      Yayınlanma: 25 Kasım 2025

      Derbiye Yakışan Taraftar ile Hiç Yakışmayan Taraftar

      Melike Türkân Bağlı

      Geçen Perşembe günü, Fenerbahçe Medicana - Galatasaray Daikin maçını seyretmek üzere bu sezon ilk defa olarak Burhan Felek Voleybol Salonu’nda yerimi almıştım. Karşılaşmanın başlamasına kısa bir süre kala sol hizamdaki koltuklara bir çift oturdu. Sağ tarafımda ise bizi protokol kısmından ayıran madeni parmaklıklar vardı ve o taraf henüz dolmamıştı. Fenerbahçe’nin evinde oynanan bir maç olması hasebiyle salondaki Galatasaraylıların çok da kendilerini belli etmeyecek bir dağınıklıkta oturmuş olduklarını varsayıyordum. Zira böyle maçlarda deplasman tribünü zayıf ve temsiliyetten uzak kalabiliyor. Maç başlayıp sayılar alındıkça, sol yanımda oturan beyefendinin alınan sayıları hangi takımı tuttuğu belli olmayacak bir rastlantısallıkla kutlamakta olduğunu farkettim. Kâh Fenerbahçe sayı aldıkça alkışlıyordu, kâh Galatasaray…

      Bir müddet sonra sağ tarafımızdaki protokol koltukları da dolmuştu. Ancak o ekip açık bir şekilde ev sahibi takımı tutuyor, heyecanlarını da ona göre gösteriyorlardı. İki hanımefendinin ortasında oturan beyefendi çok coşkuluydu. Sık sık yerinden fırlıyordu. Derken, Galatasaray’ın kaybettiği bir sayının ardından öfkeli bir sevinçle fırlayıp olmayacak bir el hareketi yaptı. Arka sırasında oturan bir başka beyefendi derhal sevimli ve babacan bir tavırla, ikaz gibi de olmayan ama aslında ikaz amacı taşıdığı anlaşılan tatlı bir sesle ona bir şeyler söyledi. Ancak iki sayı sonra adamın tekrar aynı hareketi yaptığına şahit olduk. Ne hissedeyim, ne düşüneyim ve neresinden tutayım, bilemedim. Ama ben de birden fırlamış, yan tarafıma düşen hanımefendinin sağındaki “hareketli” ve “hareketçi” beyefendinin omzuna uzanarak dokunmuş bulundum. Kızgınlıkla şuna benzer bir şey söyledim: “Bu hareketi yapamazsınız!”  İlginçtir ve aslında ne mutlu ki, adam benimle göz göze gelmeden onaylama anlamında başını salladı ve bir daha da sesini çıkarmadı. Yalnız bir müddet sonra artık orada oturmuyordu ve bunun da neye yoracağımı bilemedim. Belki başka bir yere geçmiş, eylemlerine orada devam ediyordu!

      Hiç olmazsa kadınların oynadığı bir maçta ve yanında kadınlar otururken “Edep yahu!” sözünü kendi kendine tekrar etmeyen ve kendi kendini hizaya çekmeyen birini kim gerçek anlamda hizaya çekebilir? İkazı yapmak durumunda olan kişinin bir kadın olması ve bu arada yanındaki başka kadınların hiçbir uyarıda bulunmaması da ne yaman çelişkidir! Üç-beş sıra arkada olup her şeyi gördüğünden emin olduğum güvenlik görevlisinin hiç sesinin çıkmaması ne düşündürücüdür! Bu tavrı, bir vesileyle protokol sıralarına oturan birisinin göstermesi ne kadar utanılasıdır!

      Sporun hiçbir dalında, ama özellikle kadın sporlarında bu utanç verici hareketlere hiçbir şekilde izin verilmemesi gerekiyor. Özellikle büyük kulüplerimizin tribünlere yönlendirdikleri amigoları arasına teskin ve ikaz edici rolde akl-ı selim sahibi usûl ve âdap bilen kişiler yerleştirmeleri, böylece şiddet yerine ahlâkı teşvik edici adımlar atmaları çok yerinde olmaz mı? Ben bu seferlik kendi işimi kendim gördüm, ama gayet iyi biliyorum ki risk aldım. En hafifinden “Sana ne?” denilebilir, belki bana da küfür ya da hakaret edilebilirdi. Kulüplerin kendi işlerini kendilerinin görmeleri ve ortamı söz ve hareketleriyle kirletenleri temizlemek için kendilerinin gayrette bulunmaları lâzım; bu işlere kulüplerinin desteğiyle yönelecek “tribün gönüllüleri” lâzım. Bilmem, bu dileğim çok mu romantik, çok mu âfâkî?

      Bu arada sol tarafımda oturan beyefendinin ilerleyen dakikalar içinde Fenerbahçeli olduğunu anladığımı belirtmiş olayım. İyi hareket hangi takımdan geldiyse onu alkışladı, ama takımını özel olarak desteklemekten ve tezahüratını da ona göre yapmaktan geri kalmadı. Tertemiz bir şekilde maçını seyretti ve evine döndü. Derbiye yakışır taraftar böyle olunur bence.

      Yorum Yazın