-
-
Sporda Beklenti ParadoksuSavaş Eskigülek Aydınlık Gazetesi'ndeki Haberiniz Olsun isimli köşesinde uluslararası alanda Milli Takımlarımızın başarılarında sonra oluşan beklentiler hakkındaki tespitlerini okurlarıyla paylaştı.
-
Merhaba kıymetli okurlarımız,
Öncelikle 3. kez yer aldığı Milletler Ligi’nde ilk kez çeyrek finale yükselen ve çeyrek finalde sahada şampiyon gibi mücadele eden A Erkek Milli Takımımızı kutlayarak başlamak istiyorum. Geçen sene Dünya altıncısı olan ve bu seneyi de VNL’de ilk 6 içinde tamamlayan Filenin Efeleri bizleri gururlandırdı. Teşekkür ederim. … Kadınlarda VNL’de yaşadığımız 2. şampiyonluk sonrası yavaş yavaş kendimizi toparlamaya başladık.
Şampiyonluk gecesinin o yüksek adrenalini azalınca sahada yazılan destanın büyüklüğü ve anlamı çok daha net görülüyor.
Melissa Vargas her zamanki gibi yine olağanüstü bir seviyedeydi. İlkin Aydın ve Hande Baladın ise sezona gerçekten çok zor bir başlangıç yapmalarına rağmen etaplar ilerledikçe kendilerine geldiler. Başta Gizem Örge ve Jack-Kısal olmak üzere diğer oyuncularımızın sürekli artan performansları, takımımızı kürsünün ilk basamağına götürdü. Takımdaki herkes kritik anlarda ekstra işler yaptı. Bu da bir kez daha gösterdi ki takımdaki herkesin karakterinde pes etmek yok!
Finaldeki rakibimiz Brezilya’yı da tebrik ederim ancak final maçının en kritik anında, yıllardır kariyerine ülkemizde devam eden Ana Cristina’nın Fair Play’e uygun davranmasını beklerdim. … Filenin Sultanları VNL’de sadece kupa kazanmadı; aynı zamanda Türk sporunun yıllardır çözülemeyen, psiko-sosyal kısır döngüsünü yeniden hatırlattı: Beklenti Paradoksu.
Psikoloji ve spor bilimlerinde bu durum Pygmalion Etkisi (yüksek beklentinin performansı artırması) ile Yer Çekimi Paradoksu veya Ters-U Teorisi (aşırı baskı ve beklentinin performansı çökertmesi) arasındaki o hassas çizgiyle açıklanıyor. Bir sporcu ya da takım üzerine makul düzeyde bir güven duyulduğunda bu durum motivasyon sağlar. Ancak kamuoyu, medya ve taraftar baskısı "mutlak zafer" veya "garanti şampiyonluk" beklentisine dönüştüğünde, sporcunun üzerine zihinsel bir felçlik hali çöker. Özgür hareket etme yeteneği kaybolur, hata yapma korkusu baskın gelir ve takım en iyi bildiği oyunu bile oynayamaz hale gelir. Bu konudaki daha detaylı bilgiyi işin profesyonellerine bırakıp örnekleme ile devam edeyim.
Milli takımlarımız ve sporcularımız ne zaman bir turnuvaya "İyi bir iş çıkarabiliriz ama işimiz hiç kolay değil, çok güçlü rakipler var" düşüncesiyle yani kamuoyu baskısı olmadan gitse, tarihe geçen başarılara imza atıyor. Ne zaman sosyal medyada bir şeyleri "garanti" görüp, turnuva başlamadan madalyaları takıp, kupaları kaldırsak; o yüksek beklenti sonunda %90 hayal kırıklığıyla eve dönüyoruz.
Örneklerine Türk spor tarihinde sıklıkla rastlamak mümkün.
12 Dev Adam’ın büyük beklentilerle gittiği ve erken veda ettiği turnuvaların yarattığı burukluk akıllarda. Buna karşın oyuncuların omzundaki yükü hafifleterek çıkılan 2024 EuroBasket yolculuğunda gelen final, bu düşüncenin en net kanıtıydı.
EURO 2016 ve EURO 2020 ile 2026 FIFA Dünya Şampiyonası’na coşkulu manşetlerle, büyük favori olarak gittik; sonuç hayal kırıklığı oldu. Oysa 2002 Dünya Kupası, EURO 2008 ve 2024 süreçlerinde, sadece sahaya odaklanıldığında tarihi çeyrek ve yarı finaller, dünya üçüncülüğü geldi.
Voleybol Erkek Milli Takımımızda da özellikle Kadın Takımımızın başarılarının getirdiği yüksek beklentili dönemin yarattığı baskıyı hatırlayın. Oysa 2025 Dünya Şampiyonası ve bu yıl VNL’de sahaya yansıyan o rahat ve özgüvenli oyun, takıma bambaşka bir kimlik kazandırdı.
İşte tam bu noktada Filenin Sultanları’na ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Harika geçen 2023 sezonundaki şampiyonlukların ardından tüm ülkenin beklentileri doğal olarak tavan yapmıştı. Ancak bu devasa beklenti 2020 Tokyo Olimpiyatları’ndaki Güney Kore maçını ve türlü sakatlıklarla boğuştuğumuz 2024 Paris Olimpiyatları’nda beklemediğimiz sonuçları getirdi. Ancak bu yıl o beklentilerin getirdiği yükü üzerinden atan Filenin Sultanları 2. kez VNL şampiyonluğuna ulaştı. Kaptan Gizem Örge ve diğer oyuncularımızın maç sonu demeçlerine yansıyan şu sözler aslında her şeyi özetliyordu:
"2023'ten sonra hem bizim hem ülkemizin beklentileri aşırı derecede yükselmeye başlamıştı. Bu beklentilerle beraber birkaç yazdır çok istediğimiz performansı ortaya koyamamıştık. Bu sene her şey çok güzel başladı. Çok mutluyuz, çok gururluyuz."
İşte anahtar cümle tam olarak bu! Sultanlar, üzerlerindeki o "her maçı kazanmak zorundayız" şeklindeki suni baskıyı attılar ve yeniden zirveye çıktılar.
Medya, spor kamuoyu ve taraftarlar olarak artık şu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor: Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz, hiçbir turnuva başlamadan bitmez.
Sporcularımızın üzerine taşıyamayacakları beklentiler yüklemek, onlara iyilik değil; aksine rakiplerin bile kuramayacağı bir baskı kurma anlamına geliyor. Bir şeyleri garanti görmek ya da kolay zannetmek, Türk sporunun en büyük düşmanı! Öyle ki Olimpiyat 4.'lüğünü beğenmiyor, Dünya 2.'liğini bile yetersiz buluyoruz...
Hedeflenen anlık sonuçlar gerçekleşmediğinde, sporcuları ve emeği geçenleri acımasızca infaz etmenin Türk sporuna hiçbir faydası yok.
Eğer sürdürülebilir başarılar istiyorsak her maça tek tek odaklanan ve rakibe saygı duyan o sağlıklı düşünce ortamını korumalıyız.
Bugün de Filenin Sultanları, beklenti paradoksundan kurtulduğunda gelen şampiyonluktaki kilit noktadan ‘Haberiniz Olsun’ istedim.
Kalın sağlıcakla.
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Voleybol Aktuel hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
-


Yorum Yazın